YÜZÜ DÜNYAYA DÖNÜK (ÖYKÜ SEÇKİSİ)

YÜZÜ DÜNYAYA DÖNÜK (ÖYKÜ SEÇKİSİ)

Öykü yazmayı seviyorum. Anları fark etmemi, bu farkındalığı yaşam deneyimine dönüştürmemi sağlıyor. Ama kısa ama uzun, yazılan her öykü, insan ruhunun farklı bir yanını, bir daha silinmemecesine insanlığın hafızasına işlerken, insanı insan yapan özellikleri unutmadan yol almamıza yardımcı oluyor. Zey Kitap tarafından hazırlanıp edebiyat dünyasına kazandırılan "Yüzü Dünyaya Dönük" başlıklı, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden 100 farklı yazarın öykülerini buluşturan bu öykü seçkisinde ben de "HABER" isimli öykümle yer aldım. Bu çok sesli, eşsiz kitabı edinmek isteyenler, Zey Kitap instagram hesabında (@kitapzey) bulunan linkten ve www.zeykitap.com sitesinden kitabı edinebilirler.

"Bir damın üzerinde kaybolan gölgeler, yıllarca açılmayan odalar, sınırların iki yanında yankılanan sesler, çocukluğun kırılgan hafızası, korkuyla büyüyen hayatlar, umutla direnen insanlar... Her öykü başka bir kapı aralıyor; başka bir yüzü, başka bir yalnızlığı, başka bir gerçeği görünür kılıyor. 

Yüzü Dünyaya Dönük, insanın en karanlık anlarında bile hayata tutunma çabasını anlatan yüz farklı bakışın ortak sesi. Kimi zaman sarsıcı, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülümseten bu öyküler, dünyanın tam ortasında duran insanın kırılganlığını, direncini ve hikâye anlatma ihtiyacını hatırlatıyor." Zey Kitap

Devamını Okuyun  
MERHABA SEVGİLİ RUHUM

MERHABA SEVGİLİ RUHUM

Bu kitap, benim için yazarlık yolculuğumun ilk önemli adımı ve küçük farkındalıklarla kendi ruhunu keşfetme, kendi aydınlığını yaratma hikayesidir. İnsan hayatının yalnız fiziksel bedenden ve sahip olunan maddi varlıklardan ibaret olmadığını, kendi içsel bilgeliği ile bağlantı kurarak ruhsal gücünü ortaya çıkarmanın, bir insanın bütünlüğü, huzuru ve mutluluğu için kaçınılmaz olduğunu idrak etme hikayesidir. Kitap, bazı uluslararası sitelerde e-kitap olarak yayımlanmıştır.



Ben de birçok insan gibi, hayatımın önemli bir bölümünü, toplumun empoze ettiği değerlerin peşinde koşturarak, kendimi kendime ve başkalarına ispat etmeye çalışarak, bir yarıştan diğerine savrularak, kendimle ve hayatla yoğun bir mücadele halinde yaşadım. Savruldukça uçuşan parçalarımın peşinden koştum. Bazen yakaladım, bazen yakalayamadım. Bazen yakalasam da bir şeye benzetemedim, parçayı koyacak yer bulamadım. Çoğu zaman en önemli parçalarım eksik, kendimden kopuk, ne istediğimi bilmeden, bilmediğimi kendime dahi itiraf edemeden geçirdim yıllarımı. Her düştüğümde kalktım, canım acısa da yürümeye devam ettim. 

Bir gün yine düştüm! Ve kalkamadım. Bedenimin sağ tarafındaki tüm eklemlerde sebepsiz ortaya çıkan kaymalar, otururken bile acılar içinde kalmama sebep oluyordu, ne yürüyebiliyor, ne uyuyabiliyor, ne çalışabiliyordum. Arka arkaya gelen darbelerle, bir yıl içinde, evden çıkamaz, çalışamaz, evde kendi işimi bile göremez hale gelmiş, bir nevi felç olmuştum! Hayat tüm ağırlığıyla oturmuştu üzerime. Kalk! diye bağırdım, kalk artık üzerimden! Ve dedim ki ‘’Hayat bu olmamalı! Bu kadar mücadeleye gerek kalmadan su gibi akmalı! Bir yerde yanlış yapıyorum!’’.  

Ben, bu dünyada kendisi olmaya çalışan bir hayat yolcusu olarak, yolumda yürürken güçlü bir rehberlik aldığımı hissediyorum ve hiçbir zaman yalnız olmadığımı çok iyi biliyorum. Arada bir bilmediğim yollarda kaybolduğum oluyor evet, ama şikayetçi değilim. O yollarda da öğrenmem gerekenler var çünkü. Biliyorum ki çıkmaya niyet ettiğimde ve de hazır olduğumda tekrar anayola çıkacağım.  

Emin olun, siz de kendi ruhunuzla tanışmaya karar verdiğinizde, aslında hep yanınızda olan rehberleri görmeye, duymaya, hissetmeye başlayacaksınız. 

 



 


Devamını Okuyun