Bir belediye yetkilisi. Belki zabıta müdürü, belki meclis üyesi, ya da bizzat başkanın ta kendisi. Çöpleri şikayet edenlere “Uyarıyoruz ama yine yapıyorlar”, “Söz geçiremiyoruz, ceza yazamıyoruz, yazsak da ödemiyorlar” diyor. Tıpkı çocuğuna söz geçiremeyen bir ebeveynin yakarışı gibi! Tıkanıyorum. Çözümsüzlüğün tam ortasındayım. Sorunu çözecek kişiler bile şikayet ediyorsa, nasıl çözülecek bu sorunlar?

Devamını Okuyun  

Katrana dönmüş zihinlerimiz ve yüreklerimiz, sonunda ormana da bulaştırdı karasını. Maddi zenginliklere olan açlığımız, tükenmek bilmeyen hırslarımız, ‘ben kendi işime bakarım, gerisi beni ilgilendirmez’ anlayışı yok etti yaşam alanlarımızı, nefes kaynaklarımızı. Yalnız yangınlar mı? Uzun süre önce başladı kabus. Virüsler, seller, heyelanlar, kasırgalar, müsilajlar sardı dört yanımızı. Dünyamız nefes alamıyor, boğuluyor, çığlık atıyor. Biz görmekte, algılamakta zorlanıyoruz. Parası olunca daha iyi (!) yaşayacağına inananlar, ‘Ormanlar yok olsa da olur, denizler, göller, nehirler kurusa da olur, hayvanlar ölse de olur, ben kendime yaşayacak bir yer bulurum nasılsa’ mı diyorlar? Bilmiyorum...

Devamını Okuyun